Hakkımda

Şu kısacık ömürde benim yaptıklarımın ne önemi var ki ?

Kendimizle ilgili verdiğimiz bilgiler ve anlattıklarımız, salt anılarımızdan ibaret… Yani “ben” denileni tanıtmak aslında “ben” hakkındaki anıları anlatmaktan başka bir şey değil ! Şurada şu zaman doğmuş olmak, şuralarda okumuş, oralarda çalışmış, bunları yapmış olmak… Hep biriktirdiğimiz anılardır “ben’e” dair ! Ve o anılar hep kırılgan ve değişkendir…

Haydi yine de kısa bir bilgi paylaşayım kendime dair… Günümüzden 160 bin yıl önce yaşamış olan “Yaşlı Bilge Adam’ın” (homo sapiens idaltu) ve… Onun torunu olan, günümüzden 50 bin yıl önce yaşamış “Düşündüğünün Üzerine Düşünebilen Adam’ın” (homo sapiens sapiens) torunuyum…

Dedelerimin, şu tohumu ekip yetiştirmeyi… Şu hayvanı ehilleştirip gütmeyi… Şu cevheri topraktan çıkarmayı öğrenmeleri… On binlerce yılını aldı ! Ve… Bu kadim bilginin bana kadar gelmesi de binlerce yıl sürdü !

Benim, şu hayatta yaptıklarımın ne önemi var ki ?

Aslolan kadim bilgidir ! Şu tohumu ekip üzerine iki avuç toprak kapatmak kadar basit bir bilginin dahi bana ulaşması… Bütün bir insanlığın on binlerce yıllık emeğinin sonucu değil mi ? Ben insanlık için ne kadar da kıymetliyim ! Ne denli büyük emekler, ne ömürler, ne savaşlar verildi benim için !

Hiçbir kavmin, ırkın, dinin, dilin tekelinde olmayan… İnsanlığın ortak malı ve ortak emeği olan “bilgi” kadimdir ! İnsanın, kendisine ve aleme dair sorusuna… Yani ilim arayışına verilen cevaptır bilgi ! Hakikati ve işlevselliği bakımından kutsaldır !

Ekilen şu tohuma can suyunu vermek… Bir dakikalık iş değil… Esasında on binlerce yıllık müthiş serüvenin, deneyimin ve birikimin sonucudur… Ve aslında o basit eylem… En azından yüz küsur bin yıl… Artı… Bir dakikadır !

Kadim bilginin hakikatini anlamak, işlevini kavramak ve paylaşmakla görevliyiz !

Şu tohumu ekmek için… Yazacağız ! Şu hayvanı ehilleştirmek için… Yazacağız !

Yazacağız ki… O kadim bilgi, şu taştan o görünmeyen cevheri çıkarabilsin !

Yazıp paylaşacağız…

Yoksa…

Şu ömür boyu yaptıklarımızın ve yapacaklarımızın ne önemi var ki ?

ERDEN ÜÇÜNCÜOĞLU