YÜRÜYENLER NEYE ALET OLDU ?

Şimdi bu yazıyı okumaya başlarken diyeceksiniz ki “ilk defa doğru dürüst bir şey yaptı, asıl yapması gerekenin ne olduğunu artık öğrendi, ilk kez bir lider gibi davrandı, inanılmaz bir hareket başlattı” ve ekleyeceksiniz “şimdi kavganın sırası değil birlik olma zamanı, yeni arayışlara girmek yerine ona bir şans daha vermek gerekiyor” ve saire ve sair ve saire…

Ben de diyorum ki bu tamamen sizleri uyutma tiyatrosunun yeni bir perdesidir… Amaç… yürüyüşten bir gün öncesine kadar “bununla hiçbir yere varılmaz” dediğiniz ve yaklaşan kurultayda gidişi kesinleşmiş olan Kılıçdaroğlu için size şu yukarıdaki lafları söyletip yerini tekrar sağlamlaştırmaktır. Çünkü, onu “kontrollü muhalefet” partisi genel başkanı olarak göreve getiren ve tıkır tıkır işleyen sistemin halen ona ihtiyacı var ! Ben söylemiyorum… Tayyip Erdoğan söylüyor “Allah herkese böyle muhalefet versin” ve Binali Yıldırım söylüyor “Kemal Bey’e ihtiyacımız var” ! Ayıltabilmek için daha ne demeleri gerekiyor sizce ?

Yazacağız. Ama önce gözlüklerin tozunu biraz almak gerekiyor…

Yıl 2013… Kılıçdaroğlu’dan Gezi Parkı açıklaması… “Ben oraya sivil bir yurttaş olarak gittim. Orada yapılan eylem CHP’nin eylemi değildi. Biz BAYRAKLARIMIZI da oraya GÖTÜRMEDİK. Çünkü eylem HALKIN eylemi, partinin değil” (lütfen dikkat ! adında “halk” ibaresi, ilkeleri arasında “halkçılık” bulunan partinin genel başkanının kendi ifadesidir)

Yıl 2014… CUMHURbaşkanı ilk kez HALK tarafından seçilecek… Kılıçdaroğlu “Mitinglerde parti AMBLEMİ ve BAYRAKLARINA YER VERİLMEYECEK” (lütfen dikkat ! adında “halk” ve “cumhuriyet” ibareleri, ilkeleri arasında “halkçılık” ve “cumhuriyetçilik” bulunan partinin genel başkanının kendi ifadesidir)

Yıl 2017… Türkiye’nin tarihi referandumu yani HALK oylaması… Kılıçdaroğlu “referandum sürecinde CHP BAYRAĞI KULLANILMAYACAK” (lütfen dikkat ! adında “halk” ibaresi, ilkeleri arasında “halkçılık” bulunan partinin genel başkanının kendi ifadesidir)

Yıl 2017… Malum yürüyüş… Kılıçdaroğlu “yürüyüşte ve yapılacak olan mitingde CHP AMBLEMİ VE BAYRAĞI KULLANILMAYACAK” (şaşırdık mı ? HAYIR !)

Bakın, 2010 yılında göreve getirilmiş (!) olan Kılıçdaroğlu’nun 7 yıllık karnesini değil… o karneye sebep olan başka bir şey yazıyorum. Kendi partisiyle sıkıntısı olan bir genel başkan olabilir mi ? Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün mü ? Böyle bir şey olabilir mi ? Bir partinin genel başkanının öncelikli görevi, her ne olursa olsun, partisinin kimliğini ön plana çıkarmak ve partisinin taban alanını genişletmek değil midir ? Bunu parti adını, amblemini, bayrağını yasaklayarak nasıl yapabilirsiniz ? Böyle bir şey olabilir mi ?

Merak etmeyin, akıllarınıza kazılmış olan klasik öğretiyi duyuyorum “eğer CHP bayrağı kullanılırsa sadece CHP’liler sahiplenir, ama diğer türlü tüm toplum kesimleri aidiyet besler” ! İnanıyor musunuz buna gerçekten ? Eğer inanıyorsanız zaten çözümün değil çözülmenin bir parçası oldunuz demektir ! Adınızı, bayrağınızı, ambleminizi yani aslında… ilkelerinizi ve kimliğinizi sanki ayıbınız gibi gizleyerek, aslında sizi hiç benimsemeyen karşıt görüşlü insanların oylarını alacağınıza gerçekten inanıyor musunuz ? İnsanların “bunlar herhalde CHP’li değil, haydi o zaman destek olalım” demelerini mi bekliyorsunuz ? Böyle bir şey olabilir mi ?

Haydi bir de sonuçlar üzerinden gidelim. CHP bayrağı gizlendiği için 2014 Cumhurbaşkanı seçiminde başarılı mı olundu ? CHP kimliği örtüldüğü için 2017 referandumunda evet çıkmasına engel mi olundu ? CHP ilkeleri ve kimliği örtüldüğü için seçimlerde başarılı mı olundu ?

Gözlüklerinizi sildim… Şunu artık lütfen net olarak görün ! Tüm bunlar amatörce birer siyasi hata değildir. Tüm bunlar bilinçli bir misyondur ! Tüm bunlar “CHP kimliğinin karartılması” yoluyla CHP marka değerinin küçültülmesi ve adileştirilmesi projesidir ! CHP’nin özünü teşkil eden Atatürk ilkelerinin ve Cumhuriyet kazanımlarının zamanla değersizleştirilip unutturulması için sergilenen bir oyundur ! Çünkü Yeni (!) CHP içerisindeki “sağ elin” yaptığından “sol elin” haberi bile yoktur !

Malum yürüyüş ve sonrasındaki heyecanlı mitingden sonra ne söyleniyor size ? Genel başkan olarak başladı lider gibi bitirdi ! Erdoğan ve AKP çok korktu ! Bu milattan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ! Türkiye’de tüm dengeler değişti !

Nasıl ? Kulağa hoş geliyor değil mi ? Bu başarının verdiği tatmin duygusu artık hepimizi 2019’a güvenle götürür… Hem de başka hiçbir şey yapmaya gerek olmadan ve elbette… Kılıçdaroğlu liderliğinde !

Yürüyüşün başına dönelim… Ne dedi Kılıçdaroğlu “ben yürüyeceğim” ! Bakın “yürüyeceğiz” değil “ben yürüyeceğim” ! Yani, ben kimseyi davet etmiyorum, kimseyi kalkıştırmıyorum, kimseyi organize etmiyorum…. Ben yürüyorum. Alt yazısı şudur, bu işi organize hale getirip “sistemle çatışmak istemiyorum” ve “suç işlemekten çekiniyorum” ! Çünkü benim gerçek amacım yaklaşan kurultayda salona “kahraman genel başkan” sıfatıyla tek aday olarak girmek ve altımdan kaymış olan koltuğa tekrar yapışmaktır.

Ve yürüdü… sistemle hiç sürtüşmeden, OHAL koşulları hüküm sürmesine rağmen hiçbir dirençle karşılaşmadan, amblemi ve bayraklarını yasakladığı CHP örgütlerinin tam desteğiyle… İktidar ve yandaşı Bahçeli’nin kararında eleştirisi, kararında aşağılaması, kararında hakaretleriyle yeterince gündemde kalma desteği alarak yürüdü !

Sonuç… Onca yolu yürüyüp ortaya koyduğu konuşma… Yanına 10 – 20 kişi toplayıp, elinde megafonla Beyoğlunda basın bildirisi okuyan toy bir eylemcinin heyecanını bile yansıtmadı !

Birşeylerin kontrolden çıkmasından korkar gibi elindeki kağıttan okuyor, dinliyoruz… Önce başlık “iktidardan taleplerimiz” ! Dikkat edin, konuşan kişi kelaynak kuşlarının üreme sorunlarına dikkat çeken bir aktivist olarak “ilgililerden talepte” bulunacak yerde değil ! Konuşan kişi… bu devletin kurucu partisi olan CHP’nin hasbelkader de olsa genel başkanı ! Değil iktidardan talepte bulunmak… iktidara ayar verecek, gerektiğinde koltuğundan indirecek ve o koltuğa oturacak yerde ! Ama o kendisini orada tutan sistemle çatışmak ve kayıkçı kavgasından öteye geçmek istemiyor ! İşte size lider !

Olması gerekene ulaşmak için olup biteni net olarak görmemiz, anlamamız lazım.

Görmeliyiz ki 2019 seçimlerine Kılıçdaroğlu ile girecek CHP’nin hiç ama hiçbir şansı yoktur !

O meydanın yüreği ve sesi eğer bir amaca ulaşacaksa herkes bilmeli ki… Sorun CHP’nin ne amblemi, ne de bayrağıdır… Sorun bizzat Kılıçdaroğlu’nun kendisidir.

Savunacak hiçbir argümanı kalmadığında sadece “ama yol yapıyor” diyen Erdoğan taraftarlarıyla,

“ama yürüdü” diyen Kılıçdaroğlu taraftarları…

Bu saatten sonra benim için aynı kafadadır !

Böyle bir şey olabilir mi ?

ERDEN ÜÇÜNCÜOĞLU

 

“YÜRÜYENLER NEYE ALET OLDU ?” için 3 yorum

  1. Yerden göğe kadar haklısınız. Bu eylem düdüklü tencerenin buharı gibi toplumda oluşan muhalefetin basıncını almak ve genel başkanlığı korumaya hizmet amacı ile yapılmıştır. Amacına da ulaşmıştır. Yine de destek veren kitleleri kutluyorum. Katılanların sayıca çokluğu bile toplumun toparlayıcı bir muhalefete olan gereksinimi gösteriyor. Ama nerede o önderlik?

     
  2. Adalet yürüyüşü Kılıçdaroğlu ismi kavramlaştırılarak açıklanamaz. Korku duvarını aşmamızı sağlaması yanında Cumhuriyeti ve Atatürk’ü etkisizleştirmek isteyen tüm kesimlere ciddi bir uyarı oldu. Orduyu dağıtsalar da, halk, ben varım dedi. Elbette çok daha büyük yürüyüşler göreceğiz.

     
  3. Üstüne de, 10 maddelik talepleri ekleyin.
    Yürüyüşü geçelim.
    Aday açıklamasına gelelim.
    1) Aday değilim demek, CHP olarak yönetmeye aday değiliz demek.
    2) Partilerüstü aday olması gerekir demek, seçilecek kişinin aslında başbakan olacağını gizlemek demek.
    3) Adayı açıklayacak kadar saf(aptal) değilim demek, adayının kolay yıpratılabilecek biri olması demek( Yeni Ekmelettin vakası)
    Sonuç olarak iddiasının olmaması demek!

     

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir