ANDIMIZ, TÜRKÇE EZAN, FESLİ KADİR VB…

 

Geçenlerde Beşiktaşlı bir arkadaşımla sohbet ediyoruz “böyle giderse şampiyon olmamız çok zor” dedi. Ben de “çok önemli mi ?” diye sordum, “elbette futbolun başka ne hedefi olabilir ki ?” diye cevapladı. Ona göre her hafta oynanan oyunun öyle ya da böyle mutlak galibiyet getirmesi ve sonuçta kupayı kaldıran tarafın hep kendileri olması gerek ! Oyunun bundan başka hiçbir zevki yok !

Futbolda “taraftar” oyunun elbette olmazsa olmazı… Gelgelelim bizde oyunun “gerçek taraftarı” maalesef yok ! Çünkü hiç kimse oyunun tarafında değil yani “futbol taraftarı” değil, herkes sadece “takım taraftarı” ! İkisi birbirinden çok farklıdır, futbolun değil sadece tuttuğu takımın taraftarı olan… Oyunun içine girmez, hissetmez, bariz kurallar dışında oyunu gerçekte kurgulayan taktiksel kuralları bilmez, merak etmez… Kendisi için oynanan oyunu zevk haline getirmektense; kadınıyla, erkeğiyle, genci, yaşlısıyla olayı sadece “koyduk mu, soktuk mu” gibi eril duygular üzerinden ürettiği anlık hazla tarif eder. Yani… Futbolun varlık gerekçesi olan “taraftar” aslında bizzat oyunun cahilidir !

Gelgelelim… Siz oyuna ya ekran başında ya da tribünde katılan pasif tarafsınız. Peki, o anda sahada siz olmadığınıza göre sizin adınıza birilerinin oynadığı oyundan nasıl zevk alacaksınız ? Elbette kurallarını ve kurgusunu öğrenip oyuna zihnen girerek… Futbolun sadece topun olduğu yerde oynanamadığını görerek. Özünde bir parselasyon oyunu olan futbolda, topun olmadığı yere de bakmayı bilerek. Hem sportmenlik hem de oyunun doğruları adına kimi zaman kendi takımınızı kimi zaman da rakibi alnından öperek. Cehaletten kurtulup oynanan oyunun ilmine vakıf olan ve oyuna salt sonuç odaklı egolarıyla değil aklıyla bakan taraftar… Yöneticiler tarafından hiçbir şekilde kandırılamaz, güdülemez, sağılamaz ! Bilgi ortak aklı, ortak akıl erdemi, erdem kaliteyi yükseltir.

Ancak cahilin erdemi olamayacağına göre bizler sonuçta hep… Ya koyan ya da koyulan tarafta, sadece anlık haz veya yıkılmışlık duygularından birine mahkumuz !

Bu başlığa neden futbolla girdim ? Elbet siyasete getireceğim konuyu…

Agresif futbola çok benzer olarak… Kendine has kuralları bulunan ve hem öznesi hem de hedefinde “insan” olan siyaset oyununun da zırcahiliyiz Okumaya devam et “ANDIMIZ, TÜRKÇE EZAN, FESLİ KADİR VB…”

 

SAVCILIĞIN TALİMATIYLA SALIVERİLDİ !

Şu haberi okumaktan bıktık usandık bu ülkede artık “karakolda alınan ifadesinden sonra savcılığın talimatıyla salıverildi” !

Kim bu “salıverilen” ? Taciz eden, tehdit eden, küfür eden, darp eden, basitçe (!) yaralayan, havaya ateş açan, kadına şiddet uygulayan, kamu düzenini bozan, huzur kaçıran, her ne haltsa “taksirli suç işleyen” ! Sözün özü, kendini yiğit sanan ama güvenini arabasının koltuk altından çıkardığı sopadan, cebinde taşıdığı çakıdan, belinde sallandırdığı tabancadan, evinde yatak altına sokuşturduğu pompalıdan alan… Aciz, basit, zorba, kolpa şehir eşkıyası. Tek kelimeye sığdırmak gerekirse, yıllar öncesinin Leman dergisinin isimlendirdiği şekliyle MAGANDA !

Eşiniz güvende değil, çocuğunuz güvende değil, yaşlı ananız babanız güvende değil, siz güvende değilsiniz ! Sürekli salıverildikleri için hiç gizlenmiyor, büyük bir özgüvenle hareket ediyorlar. Trafik bunlarla kaynıyor, sokaklar, caddeler, meydanlar, iskeleler, istasyonlar, otobüsler, metrolar, hastaneler bunlarla kaynıyor. Kimi zaman bindiğiniz taksinin içinde, kimi zaman çocuğunuzu taşıyan servisin direksiyonunda, sokakta, alışverişte, düğünde, dernekte, hatta hazindir ki kimi zaman eline baktığı için mecburen kendisine katlanmak zorunda olan bir kadının yatağında !

Yıllar öncesinden bir haber hatırlıyorum; Erzurum’da bir ramazan günü… Otogarda bir kişinin su içtiğini gören bu yaratıklar üzerine saldırıpdövüyorlar. Elbette, alınan ifadelerinin ardından talimatla salıveriliyorlar… Gelgelelim dayak yiyen, orada mola vermiş bir otobüste yolculuk yapan bir savcı ! Salıveren savcı !

Okumaya devam et “SAVCILIĞIN TALİMATIYLA SALIVERİLDİ !”