EKONOMİ !

 

Bizim milleti aç susuz bırakın ama çaysız asla ! Bunun için örneği özellikle “çay” olarak belirleyelim…

Diyelim ki… Yaşadığınız mahallede aynı zamanda damacana su satışı da yapan bir tüpçü var. Her çay demleyişinizde, ocağı ne kadar kısarsanız kısın hem tüp harcar hem de suyun büyük kısmını buharlaştırırsınız. Sizin birkaç bardak sıcak çay içme hazzınızı tatmin etmekten başka hiç kimseye bir faydası olmayan bu eyleminizin sonucunda kazanan tüpçüdür ! En azından görüntüde öyle… Ama bakacağız !

Tüpün içindeki gaz… Petrol ya da doğal gazdan elde edildiği ve yaşadığımız ülkede petrol ve doğalgaz kaynağı olmadığı için ithaldir, yani dışarıdan dövizle alınır. Damacananın içindeki su yaşadığımız ülkede (şimdilik) yeteri miktarda bulunur, yani yerlidir !

Tüpü oluşturan yassı çelik… Şimdilik ülkemizde üretilebildiği için yerlidir. Damacanayı oluşturan plastiğin hammaddesi petrolden elde edildiği ve yaşadığımız ülkede petrol olmadığı için ithaldir, dışarıdan dövizle alınır.

Kafaları karıştırmadan kısa özet… Tüpün içi ithal dışı yerli, suyun dışı ithal içi yerlidir !

Hem tüpün hem de suyun… Üretilip sizin evin kapısına kadar gelmesi için harcanan enerji, yaşadığımız ülkede petrol ya da doğalgaz olmadığı için… İthaldir, dışarıdan dövizle alınır !

Hem tüpün hem de suyun… Üretimleri ve evinizin kapısına kadar dağıtımlarında üzerlerine binen tüm vergiler… Devlet tarafından konulur, yani yerlidir !

Hem tüpün hem de suyun… Üretim ve dağıtımını yapanların kullandıkları yatırım ve işletme kredilerinin tümü… Yaşadığımız ülkede yerli banka nerdeyse kalmadığı, kalanların da sattıkları paranın nerdeyse tamamına yakınını dış kaynaklı temin ettikleri için, ithaldir ! Dışarıdan dövizle satın alınır.

Buraya kadar olan kısma bir alt çizgi çekip bakalım. Gerçekte kazanan bizim tüpçü mü ?

Okumaya devam et “EKONOMİ !”

 

BERNA LAÇİN !

 

Allah’ı aldatmanın formülünü henüz bulamayan insan, Allah’ın adını kullanarak diğerlerini aldatmanın yolunu çoktan keşfetti !

Çok eski ama halen işleyen formül şudur…

Dindar görünün ! Her hangi bir şekilde dinin emirlerine riayet etmediğinizde, yine de ustalıkla ona uyduğunuz izlenimi verin ! Yaptığınız şeyi fark edenleri… Dini bilmemekle ve kutsalları rezilce aşağılamakla itham edip cezalandırın.

Vereceğiniz cezanın ağırlığı örtmeye çalıştığınız kabahatin boyutuyla doğru orantılı olmalıdır; hakir görme, aşağılama, itibarsızlaştırma, manen linç, fiilen linç, yaşam alanını daraltma, hürriyetinden alıkoyma vb. Örtmeye çalıştığınız kabahatiniz ne kadar büyükse, karşı tarafa vereceğiniz cezanın derecesi de o denli şiddetli olmalıdır.

Merak etmeyin ! Bunu yaparken engelle değil aksine büyük bir destekle karşılaşacaksınız. Destekçileriniz… Sizin gibi dinin emirlerine uymamalarına rağmen ona ustalıkla uyduğu izlenimi veren diğer kurnazlar ile… Uyduklarını sandıkları dinin hakikatine dair hiçbir bilgisi olmayan çok geniş cahil kesimlerdir. Bunların bir kısmı çoğunluktan aldıkları cesaretle amacını iyice aşarak yobazlaşacak ve saldıkları korkuyla hakikati fark edenlerin ifade cesaretini gitgide kıracaktır.

Bu döngü… Hem size – oyunu ustalıkla oynamaya devam etmeniz koşuluyla – sürekli ve artan şekilde riayetsizlik hakkı tanıyacak. Hem de kolay katılım pratiği sebebiyle oyununuzun taraftarlarını arttıracaktır.

İddia ediyorum… Günümüz dünyasının her köşesinde en düşük yatırımla kurulabilecek en karlı müesseseler kurgu tarikat ve cemaatlerdir. Özellikle, bütün giderleri devlet tarafından finanse edilen ibadethaneleri merkez tutan ülkelerdeki kurgu tarikat ve cemaatler, işletme maliyetinin olmaması bakımından daha da karlı kuruluşlardır. Dahası, kazançları örtülü olduğu için tümü vergiden de muaftır. Müşterileri… Yaratıldığı günden bu yana varoluşunun kendine ve bu aleme dair gizemli sorusunun cevabını bulmaya çalışan biricik, saf ve masum insandır !

Okumaya devam et “BERNA LAÇİN !”