“KİME KIZMALIYIZ” REHBERİ !

CHP’ye oy verenler kızıyorlar… Bahçelinin kendilerini sattığını düşünen MHP’liler kızıyorlar… Ülkenin aydınları, çağdaş, demokratik, laik düşünceye sahip insanları kızıyorlar… Atatürkçüler kızıyorlar… Ulusalcılar kızıyorlar… Kızmayan yok !

Kızgınlıklarının hedefinde… Aslında iktidar değil… Ülkenin süratle büyük bir karanlık ve kaosa sürüklendiğini görmeyen iktidar destekçileri var !

Bu geniş halk kitlelerinin nasıl ola ki hala böyle bir iktidarın peşinden gittiğini anlamlandıramadıkları için… Kızıyorlar ! Nasıl bu denli sağduyusuz… Nasıl bu kadar öngörüsüz… Nasıl bu raddede vefasız olabildiklerini anlayamadıkları için… Kızıyorlar ! İstiyorlar ki kendi akıl ve mantık süzgeçlerinden geçeni onlar da görebilsin… Göremedikleri için ya da… Makarna, bulgur, kömür, yardım, bağış, ihale, makam, mevki, statü yani çıkarları sebebiyle görmezden geldikleri için… Kızıyorlar ! O insanların da kendilerinin sahip oldukları koşullar içerisinde oldukları zannıyla bakıyorlar ve… Kızıyorlar !

Kızgınlıklarında elbette haklılar ! Kızgınlıkları boş değil ama… Yanlış yere, yanlış hedefe kızıyorlar…

Aslında kızgınlıklarının hedefinde… İktidarı destekleyen halk bloğu değil… O bloğa ulaşamayan… Kendini ifade etmekten aciz kalan kendi siyasi temsilcilerinin olması gerekir ! Kızgınlığın asıl adresi bellidir !

Siyasette hesaplar rakibin gücüne göre yapılır… Rakibinizin meclisteki sandalye sayısı ve o dönemde halktaki karşılığı… Yaptığınız hesabın tutarlılığını belirler.

Sizce… AKP ile MHP’nin bir araya gelip ülkenin rejimini değiştirecek cesareti kendilerinde bulmasının matematiği nedir ? Tabii ki CHP’nin sandalye sayısı ve halktaki karşılığı ! Haydi sandalye sayısını geçtim… Son seçimden bu yana CHP’nin halktaki karşılığı artmış olsaydı… Sizce böyle bir değişime cesaret edilebilir miydi ? Elbette hayır ! Bu ölçümlerin yapılmadan mı yola çıkıldığını sanıyorsunuz ?

Peki… CHP’nin bu değişime engel olabilmek için umudu nedir ? Sağduyu sahibi (!) bazı AKP ve MHP milletvekillerinin saf değiştirmesi ve karşı oy kullanmaları ! Haydi oradan tutturamadı… Bazı AKP ve MHP seçmenlerinin artık hatalarını anlayarak (!) dönmeleri ve hayır oyu vermeleri ! Lütfen dikkat edin… Her iki durumda da CHP’nin engelleme umudu… Kendi gücüne güvenden değil karşı tarafın tavrındaki kendiliğinden değişim ihtimalinden beslenmektedir !

Bakınız çok ama çok önemli iki noktaya dikkatinizi çekeceğim !

BİR… İnsanlar seçimlerine sahip çıkarlar… Bu psikolojik bir olgudur ! Hiç kimse kolay kolay yanıldığını kabullenmez ve… Kendi seçiminin aslında doğu olduğunu ispat etmek için o seçime sonuna kadar sahip çıkar ve son noktaya kadar onunla yürür ! Seçiminin kendisi ile tezat düştüğü yani ihtiyaçlarının yanıt bulamadığı noktada ise… Yanılmışım, hata yapmışım demez ! Yanıltıldım der… Kandırıldım der ! Bu çok önemli bir noktadır… Yani son noktada dahi aslında kendi seçiminin doğru olduğunu savunur… Kendisine kabahat bulmaz… Saflığının, cehaletinin kurbanı olduğunu ve kandırıldığını söyler… Suçlu kendisi değil bir başkasıdır ! Bu psikolojideki bir insanı hatalı olduğunu kabul ettirerek değil ancak yanıltıldığına inandırarak kazanabilirsiniz !

İKİ… İnsanlar seçimlerini kendileriyle öznelleştirirler… Yaptıkları seçim adeta kimliklerinin bir parçası olur ve tabulaşır… Tabu kutsal ve dokunulmaz olandır… Yani bir anlamda seçimlerini ilahlaştırırılar… Hiç kimsenin ilahına dil uzatarak onu seçiminden ve inancından vazgeçiremezsiniz… Ona ihtiyacı olan bir çok şeyi veren ilahından (seçiminden) onu vazgeçirmek için eğer dönüp ilahına dil uzatırsanız… Sadece ona daha sıkı bağlanmasına, daha da tutuculaşıp bağnazlaşmasına yol açarsınız ! Oysa yapmanız gereken… Onun ilahına (seçimine) hiç dil uzatmadan onu uyandırmaya çalışmaktır… Bir varlığın (seçimin) ilah olmadığını kanıtlayabilmenin tek yolu… Onun yaptıklarını eleştirmek değil, yapamadıklarını ortaya koymaktır !

CHP örneğinden gidelim ! Siyaset yapma tarzına bakınız…

BİR… Karşısındaki kitleye sürekli seçiminde “hata yaptığını” kabullendirme yolu izliyor… Her seferinde “biz doğruyu söylemiştik, siz dinlemediniz, anlamadınız, hata ettiniz” önermesini ortaya koyuyor… İnsan psikolojisindeki “seçimine daha fazla sahip çıkma” inatlaşmasını körüklüyor !

İKİ… Siyasi rekabetini AKP üzerinden değil Tayyip Erdoğan üzerinden yürütüyor… Muhalefet anlayışını, “Erdoğan yoksa AKP de yoktur” tezi üzerine bina ediyor… Onu seçen… Seçiminin sonucunda da ihtiyacı olan bir çok kazanım elde eden kitlenin… İlahını ve ilahının yaptıklarını yüzüne karşı sivri dille eleştirerek… Ona daha sıkı ve daha tutucu bir bağla bağlanmasına yol açıyor !

Yani… İnanması güç gelecek belki ama… CHP mevcut siyaset yapma tarzıyla sadece kitlesel ayrışmayı körüklüyor… AKP’nin siyasi varlığının temelini oluşturan, taraf / bertaraf ayrımına dayalı toplumsal kutuplaştırma projesinin değirmenine su taşıyor ! Tam da istenildiği yerde istenilen görevi yapan bir makine parçası gibi sistemin işleyişine hizmet ediyor ! Bir yandan kendi küçülmüş saflarını iyiden sıklaştırırken diğer yandan… Karşı siyasi görüşe sahip geniş kitleleri olanca gücü ve büyük bir antipatiyle iterek sıkılaştırıyor !

İktidar merkezden yönetilir ! Ancak muhalefet sahada yapılır… Genel merkezin bu inanılmaz siyasi hatası yüzünden… CHP örgütleri çalışamıyor… Ne denli iyi niyet ve özveriyle hareket ederse etsin… Karşı düşünceye mensup olanların karşısına… Onun hatalı olduğunu yüzüne haykıran ve ilahına söven bir yapının mensubu olarak çıktığı için… Halk nezdinde yeterli karşılık bulamıyor !

Rakibiniz bugünkü CHP ise… Her türlü hesabınızın tutma olasılığı en yüksek seviyededir… Bu sebeple bugünkü CHP, hem iktidar hem de iktidarın “koltuk değneği” payesini kendiliğinden kabul ve tescil etmiş olan MHP için bulunmaz fırsattır… Kendisine belirlenmiş olan sınırlar içerisinde “ana muhalefet varlığını” simgelemesi ve bu şekilde memlekette demokrasi olduğunu tescil etmesi yeterlidir ! Bu yeterlilik iktidarın, hem halka hem de dış dünyaya karşı “demokratik rejim” koşullarını sağladığını imgelemesinin… Ve çok geniş, meşru hareket alanları edinmesinin yolunu açmaktadır !

Kızacağız elbette !

Ama bu kızgınlık boşluğa karşı nara atmak olmamalı !

Kızgınlığımız !

Bize dünya görüşümüzü temsil edeceğini ve daha iyi bir yaşam beklentimizi karşılayacağını söyleyen birilerini hedef almalı ki…

Bir işe yarasın !

ERDEN ÜÇÜNCÜOĞLU

 

““KİME KIZMALIYIZ” REHBERİ !” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir