HAYIR’DA EVET VARDIR

Gidişata göre… Boş yere “evet” diye zorlamaya, germeye gerek yok gibi görünüyor !

Çünkü… Referandumdan çıkacak olan “hayır” sonucu… Aslında şu anda sahip olduğumuz mevcut koşulları zaten meşrulaştırıp perçinlemiş olacak !

Nasıl mı ? Reis yine reis olarak kalacak ve mevcut anayasanın kendisine verdiği tüm yetkileri sonuna kadar kullanmaya devam edecek… Belki rozet takamayacak ama AKP’nin tüm idaresi ve organizasyonunda belirleyici karaları almaya devam edecek… Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atayamasa da, istediği ismi kabineye dışarıdan bakan olarak atayabilecek (Bkz Ahmet Davutoğlu örneği)… İstediği ismi başbakan yapabilecek, istemediğini görevden alabilecek (Bkz Ahmet Davutoğlu örneği)… Yargıtay, Danıştay, HSYK, YÖK üyeleri ve Üniversite Rektörleri ile sınırlı olmaksızın devletteki tüm atamaları yine aynen şimdi olduğu gibi kendisi yapmaya devam edecek… Seçimlerde, isterse (!) parti amblemi kullanmadan meydanlara inebilecek… İstemezse parti amblemi de kullanıp inebilecek ve… Kendi seçtiği Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan YSK buna bir şey diyemeyecek… İsterse seçimleri yenileyebilecek (Bkz Ahmet Davutoğlu örneği) istemezse yenilemeyecek… İstediği tüm kanunları ve kararnameleri çıkarabilecek. Bugünü anlatıyorum… Daha anlatayım mı ? Yanlış bir şey var mı ?

Özet olarak… Çıkacak “hayır” sonucu bu günkü koşulları mühürleyecek ve … Halkın referandumda “hayır” diyecek olan yaklaşık yüzde 58’i aslında mantıken… Bugünkü mevcut koşullara sımsıkı sarılıp “evet” diyerek… Bir de bunu büyük bir demokrasi (!) kazanımı olarak şölen havasında kutlayacak ! Diğer taraftaki yüzde 42’lik “evet” kitlesinin zaten şu anki mevcut sistemle bir derdi olmadığı için… Hayır kitlesinin de eklemlenmesiyle, mevcut sistemin bulduğu destek oranı yüzde yüz seviyesine çıkarak demokrasimiz (!) oy birliğiyle tescil edilecektir ! Yaşayacağımız budur !

Şu son 15 yıllık düzeyli ve mesafeli vatandaş siyasetçi ilişkimiz içerisinde… Artık yakinen tanıdığımı sandığım Reis… Şöyle bir konuşmayla olayı noktalayacaktır… “milletimin iradesine saygılıyız… Anayasayı değiştirmeyerek, şu an sahip olduğumuz mevcut sisteme büyük bir katılımla destek veren milletimden aldığımız güç noktasında…” Hadi buyurun bakalım… Gerisini koltuklarından kalkacak olan AKP kurmayları düşünsün !

Ezberleri bozmaya devam !

Bakınız… Hayır cephesinin… Çizginin bir adım ötesine taşıp “yetmez ama hayır” motivasyonu yaratacak bir hedefi var mı ? Yani… Bırakın şu değişikliğe karşı çıkmayı… Aslında şu anki mevcut anayasa ve sistemin bile kökünden değişmesini öngören bir hazırlığı var mı ? Halkın inancına sunacağı, her kesimin içerisinde kendisini bulup sahipleneceği, uzlaşı ve ortak paydaların korunup kollanacağı ve… Gündem yaratacak yepyeni bir anayasa taslağı hazırlığı var mı ?

Evet muhalefeti kastediyorum… Gerçekte muhalefet etmenin iki ana aleti vardır… “engelleyici” olmak ve “değiştirici” olmak ! Kritik durumlarda “engelleyici” olmak elbette önemlidir… Ancak asıl “değiştirici” olmak kazandırır… Eğer “değişim” aletinizi hiç kullanmadan sürekli “engelleme” pozisyonunda kalıyorsanız… Rakibinizin oyununa boyun eğmekten öte bir şey beceremiyorsunuz demektir ! Sizi sürekli “engelleme” yapmak zorunda bırakan rakibinizin karşısında… Sadece mevcuda sahip çıkmaya çalışan, statik ve muhafazakar bir kimliğe bürünürsünüz… Adında “cumhuriyet” ve ilkeleri arasında “devrimcilik” olan bir yapı için ne denli hazin bir durumdur bu !

Geçelim… Değişim adına ümitleri daha verimli yerlerde aramak gerek !

Hiç vakit kaybetmeden… Tüm siyasi partilere eşit mesafede duracak ve tüm sivil toplumu kucaklayacak çok geniş bir katılımla yeni bir anayasa için büyük bir çalışma grubu kurulması gerekiyor… Toplumu sağ, sol, dinci, milliyetçi diye ayırıp yarmadan tüm kesimlere kucak açacak büyük ve sistemli bir yapıdan bahsediyorum… Şimdiye kadar “ben yaptım oldu” tarzında yapılan her ne varsa çöpe atan, sil baştan ortak bir çalışmaya ihtiyacımız var !

Uzun erimli ve meşakkatli bu görevin, Başkan Metin Feyzioğlu şahsında, Türkiye Barolar Birliği’ne ait olduğunu düşünüyorum… Çünkü… Bu konsensüsü sağlayacak ve bu çalışma ortamını oluşturacak donanım ve niteliklere fazlasıyla sahip olduğunu biliyorum. Bu çalışmaya her birimizin inançla sahip çıkması ve katkı koyması gerekiyor… İhtiyacımız olan tek şey ortak akıl ve sevgi dilidir !

Lütfen dikkat edin… Sevdiğim bir tabirle anlatmaya çalışayım “artık macun tüpten çıktı” ! Bu anayasa öyle ya da böyle artık değiştirilmek durumundadır ! Yani bu oyun burada bitmeyecek ve… Yakın gelecekte topyekun bir değişiklik önümüze konulacaktır !

Biliyorum ki… Şu son 15 yıllık düzeyli ve mesafeli vatandaş siyasetçi ilişkimiz içerisinde… Artık yakinen tanıdığımı sandığım Reis… Buradan asla geri adım atmayacaktır !

Her şeyi Devlet (!) ten beklemeyip…

Kendisine yardımcı olmamız gerek !

ERDEN ÜÇÜNCÜOĞLU

 

“HAYIR’DA EVET VARDIR” için bir yorum

  1. Çok farklı am bir o kadar da doğru bir bakış açısı. Daha az önce bir sohbette Hayır’ın çıkması da, evet çıkması da kötü olacak diyerek başka bir bakış açısı konusunda tartıştık. Doğrudur artık anayasa değişmeli. Çünkü zamanın muhalefet erkleri, Cumhurbaşkanını halka seçtirerek, zaten sistemi fiilen değiştirmiş oldular. Malumu kanunlaştırmak lazım ama kuvvetler ayrılığı ilkesi ışığında yapılması için mücadele edilmeli. Sevgiler saygılar

     

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir