ELİF ŞAFAK !

Yazının başlığına neden bunu yazdım, anlatacağım…

Esasında… Asıl amacım sizi buraya çekmek için magazin bir başlık atmaktı ! Çünkü başlığa “cumhuriyet” desem… Muhtemelen şimdiye kadar okuduğunuz beylik, gelenek cumhuriyet kutlaması yazılarından biri sanıp atlayacaktınız !

Ama merak etmeyin yazının sonu başlığa bağlanıyor… Sözüm söz, biraz magazin var yani… Sizi hepten oltaya getirmiş değilim !

Hiç birimiz bir başımıza yaşayamıyoruz… Çünkü insanın toplumdan tamamen soyutlanarak tek başına hayatta kalması neredeyse imkansız…

Bir çok şeyi eksik olduğu için hiçbir birey kendi başına yaşayamıyor… Bu nedenle insanların bir arada olma eğilimleri ortaya çıkıyor… Ancak bir araya gelen insanların “barış” içerisinde yaşamaları doğalarına aykırı ! Yani… Birlikte yaşayan insanlar arasındaki “barış durumu” bir doğa durumu değil… Çünkü insan, tabiatına göre davrandığında kendi kendini kontrol edemiyor… Kendisine bildirilen sınırların ve kuralların olması gerekiyor…

Ve… Bir araya gelen insanların kendi aralarında barışçıl düzeni tesis edebilmeleri için yönetilmeleri gerekiyor… Yönetim sisteminin oluşabilmesi için… Kuralların konması (yasama), kuralların uygulatılması (yürütme) ve denetlenip sorunların adilce çözümlenmesi (yargı) gerekiyor… Yasama, yürütme ve yargı aynı elde toplanıyorsa buna “despotizm” birbirinden ayrı ise “cumhuriyet” adını alıyor… Yönetim sorumluluğunu bir kişi (otokrasi / padişah) birkaç kişi (aristokrasi / soylular seçkinler) veya çoğunluk (demokrasi / halk ya da güçsüzler) üstlenebiliyor… Ancak ! Herkesin iki elle sımsıkı sarıldığı “demokrasi” aslında kolaylıkla “despotizm” üretebiliyor… Hemen itiraz etmeyin, anlatacağım !

Cumhuriyet… Bir hükümdar ya da monarşi tarafından yönetilmeyen, yönetimin halk iradesine dayandığı bir devlet şeklidir… Devletin adıdır… Bu sebeple önce “Türkiye Cumhuriyeti” diye isimlendiriliyor… Daha sonra nitelikleri geliyor… Demokratik, laik, hukuk devleti… Cumhuriyetin öznesi toplumdur… Kolektif bir kimliği temsil eden, devleti kuran, onun sahibi olan, ona ve birbirine sıkı bağlarla bağlı bir toplum !

Demokrasi… Halkın, çoğunluğun yani güçsüzlerin iradesidir… Buradaki “güçsüzler” ifadesini bireysel olarak düşünmek gerekiyor… Yani mutlak yöneticiye kan bağıyla bağlı ya da soylular sınıfına ait olmadığı için kendiliğinden kazanılmış hakları olmayan bireyler… Demokrasinin nitelikleri değil ama çeşitleri var… Klasik, liberal, sosyal demokrasi gibi… Ancak demokrasinin öznesi toplum değil bireydir ! Kendine göre düşünceleri olan, inanç, yaradılış, kültür, bilgi, zeka gibi özellikleri yek diğerinden farklı olan birey !

Bir örnek ! Yerine oturtacaktır diye düşünüyorum… Yasama, yürütme ve yargı sisteminin tümüyle halk iradesine bırakıldığı… Yani “demokratik” bir sistemde yargılandığınızı düşünün… Suçunuz sistemi eleştirmek, cezası da ölüm ! Halkın karşısına çıkarıldınız… Oylandı ve çoğunluk ölmenize karar verdi ! Yani demokrasi işledi ve… Öldünüz ! Suçunuzun karşılığının ölüm olduğuna hükmeden bir kural olmadığı gibi… Kendinizi savunma veya yeniden yargılanmayı talep etme gibi hiçbir hakkınız da yoktu… Birileri istedi, diğerleri oyladı ve… Öldünüz ! Rahmetli Socrates’i öldüren sistem buydu… Demokratik despotizm ! Oysa… Suçu, cezayı ve muhakeme sistemini tanımlayan bir cumhuriyet sistemi olsaydı… Ölmeyecektiniz !

Anlaşılan o ki… Tek başına demokrasi, kıl payı da olsa çoğunluğun azınlığı ezebildiği bir “linç” kültürüne kolaylıkla dönüşebiliyor… Çoğunluğun seçimi olan tek bir kişi, demokratik yoldan elde ettiği temsil gücüne yaslanarak despotlaşabiliyor…

Demek ki… Demokrasinin sağlıklı temlerle oturabilmesi için öncelikle… Sağlam bir Cumhuriyet yönetimine sahip olmanız gerekiyor… Yani “demokrasi” cumhuriyet inşasında vazgeçilmesi mümkün olmayan bir taş olmasına rağmen… Cumhuriyeti kurmaz, cumhuriyet tarafından kurulur ! Öte yandan cumhuriyet kendini inşa ederken sadece demokrasiyi değil… Laiklik, sivil toplum, insan hakları, siyaset, ekonomi, kamu alanı, hukuk devleti gibi bir çok süreci başlatıp geliştirir…

Geçmişte ve bugün halen… İnsanların bir kişinin (padişah) yada birkaç kişinin (seçkinler) yönetimine isyan etmelerinin bir sebebi var elbette… Özgürlük, eşitlik ve bağımsızlık talebi ! Tüm bunları sağlayacak “hukukun” inşası ancak ve ancak cumhuriyetle gerçekleşebiliyor… Çünkü tek başına demokrasi… İstenildiğinde asıl amacı kutsayan bir araç olarak kullanılabiliyor… Cumhuriyetin öznesi olduğunu unutan halk, demokrasinin öznesi olan bireye dönüşerek… Kolaylıkla kendi ayağına ateş edebiliyor ! Bu sebeple ABD gibi emperyalist güçler, gittikleri ülkelere cumhuriyet fikrini değil “demokrasi” götürüyor !

Günümüzde TC ambleminin ortadan kaldırılmasının yani cumhuriyet bilincinin silinmesinin… Cumhuriyet bayramı kutlamalarının engellenmesinin… Olanca güçle “demokrasi” lafının öne çıkartılıp cumhuriyet kelimesinin unutturulmasının… Cumhuriyeti savunan şehitlerin, demokrasiyi savunan şehitlerden kesin hatlarla ayrılmasının… Cumhuriyete sahip çıkanlarla demokrasiye sahip çıkanların ayrı ayrı saflaşmasının… Sebebini anladınız umarım !

Cumhuriyeti demokrasinin altından çektiğiniz anda… Ortaya çıkacak olan sistem bellidir !

Söz verdim… Başlığa bağlayacağım konuyu… Ama önce şunu paylaşmam gerek…

“İçinde bulunduğumuz yıllarda hepimiz birtakım korkularla yaşıyoruz. Bugünkü korkularımız arasında özellikle irticadan, siyasal İslam’dan, ayrılıkçı terörden, enflasyondan, mafyadan, rüşvet ve yolsuzluklardan, gecekondulardan, kente göçten, kökü dışarıda cereyanlardan, iç ve dış düşmanlardan korkular dikkati çekmektedir… Genel olarak bu tür korkular yeni dayanışmalar veya farklı bir toplum arayışından ziyade, bireysel kapanışlara veya kolektif geri çekilişlere yol açıyor. Korkan daha hoşgörüsüz oluyor, muhkem kalelere çekilme eğilimi gösteriyor, iktidar, ordu, din, etnik grup gibi güven verici şeylere sarılıyor…. Toplumun ana sorunları konusunda cevaplar tekleşme eğilimine giriyor, sapmalar ve farklılıklar meşruiyet alanı dışında konumlanıyor. Fikirler yelpazesi daralıyor, konformist baskılar artıyor. Unutulmamalı ki, cumhuriyeti kuranlar, kendileri için rahat ve güvenli yolları bırakıp mevcut patikalar dışına çıkma cesareti gösteren insanlardı”

Bir kitabının ön sözünden alıntıladığım bu ifadeler… Yıllar önce başkanlığını yaptığım İzmir Sosyal Demokrasi Derneğinin bir seminerinde bize Cumhuriyet olgusunu anlatan ve… Tüm ezberlerimizi bozan rahmetli Prof Nuri Bilgin Hocama aittir… Ve yazı 18 yıl öncesine ait olmasına rağmen, hiçbir şeyin değişmediğini hatta geri gittiğini görmek hepimizin ortak ayıbıdır !

Gelelim söz verdiğim magazin kısmına… Prof Nuri Bilgin, Elif Şafak’ın hayatta tüm ilişkisini kestiği ve bir daha hiç görüşmediği babasıdır ! Özele girmek istemem ancak şu kadarını söyleyeyim… Bugün, gerçekte tadıp tatmadığından emin olamadığım “sufi” hazları… Kendisine milyonlar kazandıran kitaplarıyla topluma enjekte etmeye çalışan Elif Şafak herkesçe ezbere bilinirken… Nuri Bilginlerin, Taner Kışlalıların, Mumcuların, Aksoyların ve nicelerinin unutulması… Yaşadığımız dönüşümün ve ilerlediğimiz yolun en büyük göstergelerinden biridir !

93 yıl önce tam da bugün “Efendiler, yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü daha iyi anladığınızı umarım !

Bu topraklarda özgürlüğün, eşitliğin, bağımsızlığın, barışın, laikliğin ve gerçek demokrasinin yeşerip hayat bulabilmesi için… Türkiye Cumhuriyetinin onurlu ve büyük bir devlet olabilmesi için… Devletimizin kurucu babalarının, cumhuriyet fikrine neden bu denli erdemle bağlı olduklarını daha iyi anladığınızı umarım !

Cumhuriyetin bir sonuç değil… Demokrasi dahil olmak üzere tüm toplumsal değerleri bir arada tutup yaşatan bir süreç olduğunu…

Ve bu sürece inançla sahip çıkıp hep birlikte katkı koymamız gerektiğini hatırlamış olduğunuzu umarım !

Cumhuriyete sahip çıkmanın sadece senede bir gün meydanları doldurmaktan ibaret olmadığını… Bunun her daim yüreklerde yaşatmak gereken bir yaşam felsefesi olduğunu… Korkup sinip birilerinin gölgesinde yaşamak yerine… Mevcut patikaların dışına çıkma cesareti göstermek gerektiğini… Anlamış olduğunuzu umarım !

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun !

ERDEN ÜÇÜNCÜOĞLU

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir