3. DÜNYA SAVAŞINA DOĞRU !

Nereden çıkıyor bu adamlar ? Kim bunlar ? Nasıl en tepelerdeler ?

Bir sistem olmalı !

Yüksek agresyon ve abartılı ego sahibi, gözünü budaktan esirgemeyen, sivri dilli, argo konuşan, baruta aniden ateş salabilecek patlamalara müsait, ya milliyetçi ya dini duyargaları oldukça hassas, yüksek ihtiras ve hırsları sebebiyle kolaylıkla yönlendirilebilen, düzenin tanıdığı yetkilerle tatmin olmayıp sürekli despotizmin doruklarını hedefleyen, kurulu sistemi sürekli gerip zorlayan… Tek adamlar !

Tüm gelenekleri, yıllarca emek verilen değerleri, kazanımı nesiller süren kadim bilgiyi bir çırpıda yok sayıp atabilen… Kendi devamlılığı için “yeni gerçeklik” kurgulama konusunda oldukça mahir, ikna kabiliyeti yüksek, algı yönetme uzmanı ve empati yoksunu… Tek adamlar !

Dünya bunlarla doldu… Bir çok ülkenin başına aynı prototipten seri üretilmişçesine birer “tek adam” oturdu ! Bir çoğunda ise sırada bekliyorlar. Peki bunları… Kim, nereden bulup çıkardı ?

Bir sistem olmalı !

Sulandırılmış adıyla “serbest piyasa ekonomisi” denilen projeyi uyguladığı her ülkede… Devlet sistemini acze uğratıp… Geniş halk kitlelerini sopanın ucundaki havuca koştururken… Yarattığı kurgu ekonomik krizlerle insanları güçsüzleştirip, işsiz bırakan, ücretlerini düşüren, sosyal haklarını azaltan, tüketim hırsını azdırdığı bireyleri gelirinden fazla borçlandırıp geleceklerini ipotek eden ve sömüren… Yaşattığı buhranlarla ve kayıplarla fakirleştirip çaresizleştiren, cahilleştiren, kitlesel araçlarla uyuşturup sınıf bilincini yok eden, şuursuzlaştırıp lümpenleştiren…

Bir sistem olmalı !

Olağanüstü maddi kayıplar yaşayıp çareyi maneviyata sarılmakta bulan şuursuz geniş insan kitlelerine… Kendi eliyle imal etiği ve aslına çok benzeyen bir “din” empoze edip… Onları kendi beslediği uşaklarına kulluk etmeye razı eden… Yetmeyip dinleri mezhep, tarikat, cemaat diye yüzlerce parçaya ayıran… İnsanları rengine, ırkına, etnik kimliğine göre parçalayıp… Bir arada yaşama kültüründen koparan…

Ve sanki… Tüm benliğiyle kendi projesine karşı savaşacakmış gibi kimliklendirdiği bu tek adamları… Kendi imal ettiği ürünün içerisinden prototipine uygun olarak bulup çıkaran… Ve seçilmeleri için halkın önüne koyan…

Bir sistem tıkır tıkır çalışıyor olmalı !

Hiç şaşırmamalı… Oysa… İş başına gelmeleri nedense hep şaşkınlık yarattı. Hep, her yerde ve her nasılsa (!) tüm kamuoyu ölçümlerini yanıltılar… Gelişleri hep bir “demokrasi” şöleni oldu, halkın, milletin iktidarı oldular… Ama kalışlarında “demokrasi” hiç işlemedi, bir sonraki seçimde kullanılmak üzere özenle paketlenip saklandı… Sistemden nemalanan çıkarcılar, rahatından taviz vermek istemeyen konformistler, elindeki son kırıntıları da kaybetmek istemeyen idare-i maslahatçılar ve sistemin saldığı korkudan sinenlerin… Değirmene taşıdığı suyla güçlendiler !

Eskiden sistem muhalefeti tümüyle ezip yok ederdi… Ama bakıldı ki, muhalefet olmadan oraya daha fazla “ileri demokrasi” pazarlanamıyor… Yeni versiyona geçildi… Şimdiki akıllı sistem muhalefeti ele geçirip yönlendiriyor… Bunu yaparken önce içine sızıp aklını ve iradesini teslim alıyor… Konuşma yetisi dışındaki tüm melekelerini yok ediyor… Tıpkı hareket edemeyen, sadece konuşabilen felçli bir beden haline getiriyor… Sonuçta “var mı” diye sorulduğunda… Parmakla gösterilen ve konuşmaktan başka yetisi olmayan yarı ceset bir muhalefetin varlığı… Orada “demokrasi” varlığını tescil ediyor !

Evet bir sistem var !

O sistemden nemalananlar… Masum adıyla ona “küresel ekonomik sistem” diyorlar… Biz herkes tarafından kabul gören doğru tabiri yazalım… Küresel para hareketini yöneten “vahşi kapitalist” sistem !

Ve o sistem her nedense kendi ana yurduna böyle bir “tek adam” yerleştiriyor ! Çünkü… Oyun yeniden başlatılmak isteniyor !

Bu oyuncu değişikliğinden ürkenlere “merak etmeyin orada öyle bir yapı var ki, tek adamın kontrolden çıkmasına izin verilmez” deniliyor… Yani kendi ülkelerinin boyunduruğa girdiği peşin kabulüne sahip herkese… Amerika’daki sisteme güvenmesi telkin ediliyor… Ne acı ! Oysa… Amerika’nın sanatçıları, sporcuları, aydınları ve duyarlı halkı sokakları dolduruyor… Kendi geleceklerinden ve her an, her yere ateş edebilecek bu kontrolsüz zır cahilden endişe duyuyor… Protesto ediyor !

Oyun sistem tarafından resetlenip yeniden başlatılmak isteniyor !

Çünkü… Yakın tarihte birkaç kez duvara toslayan kapitalist sistem… Artık denizin bittiği bu noktada… Kendi mevcudiyetini devam ettirebilmek için tüm dengeleri sil baştan yeniden dizayn etmeye çalışıyor !

Ve hiç hata yapmadan 2. Dünya savaşı öncesi koşullarını oluşturarak… 3. Dünya savaşı atmosferini hazırlıyor !

Bunun için dünyanın bir çok yerinde… Zamanı geldiği anda şuursuzca birbirlerine ateş edebilecek tek adamlar üretiyor !

Arkalarına… Artık iyiden lümpenleşmiş ve günlük çıkarından başka hiçbir düşüncesi kalmamış geniş halk kitlelerinin desteğini alan…

Yüksek agresyon ve abartılı ego sahibi, gözünü budaktan esirgemeyen, sivri dilli, argo konuşan, baruta aniden ateş salabilecek patlamalara müsait, ya milliyetçi ya dini duyargaları oldukça hassas, yüksek ihtiras ve hırsları sebebiyle kolaylıkla yönlendirilebilen, düzenin tanıdığı yetkilerle tatmin olmayıp sürekli despotizmin doruklarını hedefleyen, kurulu sistemi sürekli gerip zorlayan…

Tek adamlar !

ERDEN ÜÇÜNCÜOĞLU   

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir