BİZ BOYLE KOMUTANLARLA VURUŞTUK UŞAĞUM !

 

O vakit babacığım henüz 10 yaşında bile olmadığına göre sene en fazla 1947 – 48 olsa gerek… Yaylada olduklarına göre de muhakkak “ot göçünden” yani Mayıs ayından sonrası.

Gümüşhane’nin güzelim Torul yaylalarından birisi… Babam ve üç dört arkadaşı ellerinde kişi başı üç beş mermi ve bir tüfekle yaylada atış talimi yaparlar. Otuz kırk metre öteye diktikleri bir konserve kutusunu vurmaya çalışırlarken arkalarından bir ses gelir “uşuğum oyle atılmaz” ! Dönüp bakarlar yaşlı bir amca… Tabakasını çıkarıp bir sigara sarar ve gidip konserve kutusunun yanına diker. Ellerindeki tüfeği alıp tek atışta sigarayı vurur. Sonra bunlara tüfeği nasıl tutacaklarını, nasıl nefes alıp nasıl nişan alacaklarını, nasıl atacaklarını öğretir…

Bizimkiler amcaya hayran sorarlar “amca tek mermiyle nasıl vurdun sigarayı, nereden öğrendin bunları” ? Amca gömleğinin düğmelerini açıp yenini sıyırır, mermi izlerinden harita gibi olmuş vücudunu gösterip “ha bunlar Hicaz’dan, bu Çanakkale’den, bunlar da İnönü ve Sakarya’dan…” ! Sonra “torunum” der… “hau tek fişek çok mühimdur, onu boşa atarsan gelur seni boyle vurur” !

Hiçbir şey kolay olmamıştı ! Amca tek atışta vurmayı vurularak öğrenmişti. O anlatır bizimkiler hayran hayran dinlerler…

Sakarya savaşı ! Mustafa Kemal Paşa emir vermiştir, ordular Sakarya’nın doğusuna çekilecektir. Asker bir yandan savaşın yılgınlığını, bir yandan geri çekilmenin moralsizliğini yaşamakta bir yandan da açlık ve susuzlukla baş etmeye çalışmaktadır… “acluğa zati aluşuğuz uşağum ama susuzluk fena” diye devam eder amca. Bir su kuyusuna rastlarlar, herkeste inanılmaz bir sevinç oluşur ama… Komutanlar suyun içilmesine izin vermezler ! Asker öfkelenir… Derken bir haber yayılır “paşa geliyormuş, paşa” ! Gelen İsmet Paşa’dır… Kuyunun başına gelir ve emir erine verdiği matarasını aşağı sallatıp su doldurtur. Bizim amca dahil bunu gören tüm askerler “su bitmesin diye komutanlar bize içirmedi, kuyuyu paşaya ve kendilerine sakladılar” diye homurdanır.

Şimdi burada duralım… Kareyi tam burada dondurduğunuzda İsmet İnönü askerini susuz bırakan, dahası askeri susuzluktan kırılırken kendisi onların gözüne bakarak doya doya, kana kana paşalar gibi (!) su içen alçak mı alçak, hain mi hain bir adamdır ! İşte yalan tarih böyle kurgulanır, gerçekler şerefsizlerin elinde böyle çarpıtılır ve size tam da istedikleri şekilde belletilir ! Tam da “ibadet edilmesin diye camilere saman doldurdular” alçaklığı gibi. Ama gelin biz devam edelim…

İsmet Paşa kuyudan doldurulan sudan küçük küçük iki üç yudum içer… Bir süre bekler ve küçük üç beş yudum daha alır. Ve beş on dakika sonra Paşanın emri duyulur “ERAT İÇEBİLİR” ! Neredeyse tüm yaşamı cephelerde geçmiş olan, savaşın tüm hile ve acımasızlıklarını bizzat savaşarak öğrenmiş olan İsmet Paşa… Cephedeki suların zehirli olabileceğini bilerek, denenmeden içilmemesi emrini vermiş, tek bir askerinin bile zarar görmemesi için kendini feda ederek suyu önce kendi üzerinde denemiştir ! Önce erat sonra da subaylar kana kana içerler kuyudan…

Amca başlarını okşayıp usulca gider “biz boyle komutanlarla vuruştuk uşağum, el deseler elurduk da neyleyim ki sağ kalduk” !

Sakarya Muharebesinin diğer adını bilir misiniz ? Subay Muharebesi ! Neden mi ? Sakarya savaşında eratın % 40’ı subayların ise % 80’i şehit düşmüştür !

Şimdi şerefsizlerin elinde oyuncak edilip çarpıtılan tarihimiz, şehitlerimizin ve gazilerimizin kanına acımasızca leke düşürüyor ! Şerefsizliklerini örtme derdiyle atalarının babalarına, babalarının kendilerine, kendilerinin de çocuklarına yalan borcu olanların kara lekesidir bu. Yalan borcu olmayanların ve bu lekelerin vebalini taşımak istemeyenlerin hakikati bilmeleri, tüm güç ve inançlarıyla onu yaşatmaları bir vatan borcudur !

Başta Mustafa Kemal olmak üzere… Kendisine “sen bizi şekersiz bırakmışsın” diyen çocuğun başını okşayıp “git sana bunu söyleten babana de ki ben sizi öksüz bırakmadım” diyen koca yürek İsmet Paşa’yı… Askerinden önce ölüme koşan kahraman subaylarımızı… Birlikte savaştıkları o subayları “biz boyle komutanlarla vuruştuk uşağum, el deseler elurduk” diyerek gururla anan gazilerimizi ve tüm şehitlerimizi minnet ve rahmetle anıyorum.

Zaferimiz Kutlu Olsun ! Bize bu zaferi yaşatanların ruhları şad olsun !

Unutmayın… Hiçbir şey kolay olmamıştı !

ERDEN ÜÇÜNCÜOĞLU

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir